Milli hareketli oyunlar
«ARANDAĞ»
Yer ve malzeme: oyun alanı veya spor salonu. Bir gürz, her oyuncu için bir jimnastik sopası, renkli kalem ve suluboya gerekir.
Hazırlık: alanın karşılıklı kenarlarına, oyuncu sayısınca, her birinin çapı 25 cm olan daireler çizilir. Daireler birbirinden 1–2 adım uzaklıktadır. Bir oyuncu için daire çizilmez. Karşı tarafta, alanın ya da salonun ortasında, duvardan 3 m uzakta çapı 25 cm olan bir daire çizilir. Alanın ya da salonun ortasına sopaları atmak için boylamasına bir çizgi çekilir.
Oyunun anlatımı: bütün oyuncular yan yana sıraya dizilir. Her oyuncu kendi sopasını bir renkle işaretler; bunu yapmadan önce renkler aynı olmasın diye anlaşırlar. Herkes kendi sopasını tanımalıdır. Öğretmenin işaretiyle oyunculardan biri salonun ortasında sırtı dairelere dönük durur ve sopaları iki eliyle başının üstünden geriye var gücüyle fırlatır. Ardından ebe arkasına bakmadan geri geri sopalara doğru yürür. Hangi sopaya basar ya da üzerinden geçerse, sahibi sopasını alır, sırasını korur ve alanın ortasındaki çizginin 2–3 adım önünde sıraya girer.
Son oyuncu öğretmenden gürzü alır ve 8–10 m ötede, alanın ortasındaki büyük daireye dik olarak koyar. Kendi sopasını da gürzün yanına bırakıp geri döner ve diğer oyuncularla aynı sıraya girer. Sonra her oyuncu sırayla gürzü vurup daireden çıkarmaya çalışır. Gürz daireden çıkar çıkmaz bütün oyuncular koşup sopalarını almaya ve geri dönüp dairelerden birini kapmaya çalışır. Gürzü daireye koyan oyuncu da ileri koşar, sopasını alır ve bir daire kapmaya uğraşır. Sonunda yersiz kalan oyuncu gürzü yeniden daireye koyar ve oyun böyle sürer.
Oyunun kuralları:
1. Gürze yalnızca alanın ortasından vurulabilir.
2. Gürz daireden çıkmayıp yalnızca devrilirse, diğer oyuncular onu vurup daireden çıkarmalıdır.
3. Gürz tek vuruşta daireden çıkarsa, el sayılmaz ve oyun yeniden başlar.
4. Sopasını atmaya fırsat bulamayan oyuncular ileri koşup dairelerden birini kapmalıdır.
5. Sopaları başının üstünden atan oyuncu, alanın ya da salonun sonuna kadar gidip sopaları numaralandırmalıdır.
6. Sopaların peşinden koşan oyuncuların birbirini itmesi yasaktır.
«EL BENDE»
Yer ve malzeme: deniz ya da nehir. Malzeme gerekmez.
Hazırlık: bütün oyuncular bele kadar suya girip bir halka oluşturur. Oyuncular birbirinden 30–50 cm uzakta durur. Bir ebe seçilir; ebe de oyuna katılır.
Oyunun anlatımı: ebe oyunun başladığını bildirir ve parmaklarıyla suyu şapırdatmaya başlar, bütün oyuncular da suyu şapırdatır.
Şapırdatırken suyu sıçratan oyuncu hemen çembere alınır. Hep birlikte «Bir, iki, üç, el bende!» diye bağırarak o oyuncuyu yukarı kaldırır ve farklı yönlere yüzerler. Ardından suyun yüzüne çıkıp kendilerini gösterir, «Buradayım!» diyerek yeniden suya dalar ve yer değiştirirler. Cezalı oyuncu, oyunculardan birini su altında yakalamaya çalışır. Yakalanan ebe olur. Oyun 20–30 dakika sürer.
Oyunun kuralları:
1. Oyuncunun suyu bilerek yavaş şapırdatmasına izin verilmez.
2. Yakalanan oyuncu çırpınarak ebenin elinden kurtulamaz.
3. Oyun hava sıcaklığı 27 °C, su sıcaklığı 25 °C olduğunda oynanır.
4. Kaybeden oyuncu, yakaladığı kişiyi su altında 3 saniyeden fazla tutmamalıdır.
5. Oyun kurallarını bilerek bozan oyuncular oyundan çıkarılır.
«YA SENDEDİR, YA ONDA»
Yer ve malzeme: oyun alanı, spor salonu ya da koridor. Kalem, silgi ve küçük eşyalar gerekir.
Hazırlık: bütün oyuncular büyük bir halka oluşturup ellerini arkalarında tutar. Öğretmenin işaretiyle oyunculardan biri ortaya çıkar. Öğretmen, saklayacağı eşyayı oyunculara gösterir ki akıllarında tutsunlar. Sonra ortadaki oyuncu halkanın dışına çıkar.
Oyunun anlatımı: öğretmen halkadaki oyuncuların arkasında dolaşarak eşyayı sanki bir oyuncunun eline saklıyormuş gibi yapar ve dolaşmayı sürdürür. Ortada duran oyuncu öğretmenin bütün hareketlerini dikkatle izlemelidir. Ardından öğretmen halkaya girer ve ortadaki oyuncuya «Ara!» der.
Ebe halkanın içinde dolaşarak bir, iki, üç oyuncuya yaklaşır ve «Ya sendedir, ya onda» der.
Saklanan eşya bulunursa, eşyanın kendisinde olduğu oyuncu ortaya çıkar ve arkadaşlarının isteğini yerine getirir (şarkı söyler, oynar vb.).
Eşya bulunamazsa ebe ortada kalır, öğretmen ise eşyayı saklayan oyuncuyu çağırır. O da eşyayı öğretmene verip yerine döner. Ardından ebe oyuncuların isteğini yerine getirir. Oyun 20–30 dakika sürer.
Oyunun kuralları:
1. Oyuncular eşyanın kimde olduğunu ebeye fısıldamamalıdır.
2. Eşyanın aynı oyuncuda iki kez saklanmasına izin verilmez.
3. Öğretmen «Eşyayı ver» demeden eşya ebeye gösterilemez.
4. Eşyayı saklamak için öğretmenden alan oyuncu yerinde sessizce durup komut bekler.
«ÜZENGİ»
Yer ve malzeme: oyun alanı, spor salonu ya da koridor. Bir tenis topu ve tebeşir gerekir.
Hazırlık: alanın, salonun ya da koridorun iki karşı ucuna 3–5 m'lik birer kare çizilir. Kareler birbirinden 15–20 m uzakta olmalıdır. Bütün oyuncular iki eşit takıma ayrılır. Takımlar kendi karelerinde yüzleri birbirine dönük durur. Her takım bir kaptan seçer ve kaptanlar oyuna kimin başlayacağı için kura çeker.
Oyunun anlatımı: öğretmen alanın ortası hizasında, yan tarafta yüksek bir yerde durarak oyunun başladığını bildirir. Topu ilk olarak kaptan atar, karşı karedeki takımın oyuncuları da topu ne yapıp edip yakalamaya ve rakip takımın oyuncularından birine vurmaya çalışır.
Öğretmen topun bir oyuncuya değdiğini görür görmez «Dur» işareti verir ve o oyuncu oyundan çıkar. Sonra oyun yeniden sürer. Oyuncusu çok kalan takım kazanır.
Oyunun kuralları:
1. Oyuncuların kendi karelerinin dışına çıkmasına izin verilmez.
2. Oyuncu tek ayağını bile kare dışına koymamalıdır.
3. Topu bilerek sert atmaya izin verilmez.
4. Top değen oyuncu elini kaldırarak topun kendisine değdiğini öğretmene işaret etmelidir.
5. Oyun sırasında oyuncuyu itmek ve topu zorla almak yasaktır.
6. Oyun kurallarını bilerek bozanlar oyundan çıkarılır.
«ATLARDA KİMİN ATI»
Yer ve malzeme: oyun alanı, spor salonu ya da koridor. Malzeme gerekmez.
Hazırlık: oyuncular iki eşit takıma ayrılır ve alanın ya da salonun karşılıklı kenarlarında sıra hâlinde yüz yüze durur. Her takım bir kaptan seçer.
Oyunun anlatımı: öğretmen takım kaptanlarını ortaya çağırır ve her ikisine işlenen konuyla ilgili (edebiyat, botanik vb.) bir görev verir. Sonra kura çekilir. Bir tarafın kaptanı diğer tarafın oyuncularından birine bir soru sorar. Bu takımın oyuncusu soruyu cevaplayamazsa oyundan çıkar; oyun böylece 10–15 dakika sürer. Sonunda oyuncusu çok kalan takım kazanır.
II. çeşit
Oyunun anlatımı: öğretmen kaptanları ortaya çağırır ve köyün ya da ilçenin en iyi atlarını düşünmelerini ister. Ardından kura çekilir; bir tarafın kaptanı diğer tarafın oyuncularından birine dönerek bir atın boyunu, rengini, ayaklarını, yelesini ve kuyruğunu anlatır ve adını sorar. Oyuncu o atı tanımalıdır.
Oyunun kuralları:
1. Bir oyuncuya iki kez soru sorulamaz.
2. Oyuncuların cevabı fısıldaması yasaktır.
3. Takım oyuncularına sorular sırayla sorulmalıdır.
«PULA-PULA»
Yer ve malzeme: kumlu, yumuşak bir oyun alanı ve çapı 2–3 cm olan 5 bilye ya da küçük taş gerekir.
Hazırlık: alanın ortasında çapı ve derinliği 10–15 cm olan bir çukur kazılır. Çukurun 3–4 m önüne bir atış çizgisi çekilir. Oyuncular iki eşit takıma ayrılır ve atış çizgisi üzerinde sıra hâlinde yüz yüze durur. Her takım bir kaptan seçer ve oyuna kimin başlayacağı için kura çekilir.
Oyunun anlatımı: öğretmen oyunun başladığını işaret eder. Kaptan bilyeleri öğretmenden alıp avucunda tutar, atış çizgisinde durarak çukura atar; çukura olabildiğince çok bilye düşürmeye çalışır. Takımın bütün oyuncuları da sırayla aynısını yapar. Sonra sıra diğer takıma geçer. Birinci takımın oyuncularından birinin attığı bilyelerden hiçbiri çukura düşmezse oyunu diğer takım sürdürür. Öğretmen her takımın çukura düşürdüğü bilye sayısını ayrı ayrı kaydeder ve oyunun sonunda sonucu açıklar. Çukura en çok bilye (taş) düşüren takım kazanır.
Oyunun kuralları:
1. Atış sırasında çizgiye basmak ya da çizgiyi geçmek yasaktır.
2. Aynı oyuncunun çukura ikinci kez atış yapmasına izin verilmez.
3. Çukura düşüp dışarı fırlayan bilyeler sayılmaz.
«DİREDÖYME»
Diredöyme de eski spor oyunlarındandır. Çocuklar iki gruba ayrılır, bir daire çizer ve kura çeker. Kura hangi gruba çıkarsa o grup daireye (mereye) girer. Her çocuk ayağının altına bir kemer koyar. Daire dışında kalanlar kemerleri almaya çalışır, dairedekiler ise ayaklarıyla vurarak kemerleri aldırmaz. Dairedekilerden biri dışarıdakilerden birine ayağıyla vurursa gruplar yer değiştirir. Dışarıdaki oyuncu içeridekilerden birini eliyle yakalayıp daireden çıkarabilirse, onu bir arkadaşına teslim eder ve sahipsiz kalan kemeri almaya çalışır. Bu durumda içeridekiler hem kendi kemerlerini hem de dışarıdaki arkadaşlarının kemerini korumak zorunda kalır. Ya da tersine, içeridekiler dışarıdakilerden birini ustaca yakalayıp daireye çekerse gruplar yer değiştirir. Dışarıdaki çocuklardan biri bir kemeri ele geçirirse, onunla dairedekilere vurur ve ayaklarının altındaki kemerleri çekip almaya çalışırlar. Kemerlerin hepsini ele geçiren grup kazanır. Dairedekilerden biri, bir ayağını çizginin dışına çıkarmadan diğer ayağıyla dışarıdakilerden birine vurana kadar dışarıdakiler içeridekileri kemerle döver.
«ENZELİ»
Kurada kaybeden oyuncu belini eğer, diğer oyuncular (6 kişi) üç dört metre ötede sıraya dizilir. Her biri sırayla eğilenin sırtından atlar ve oyuncular her seferinde şu sözleri söyleyip söylediklerini yaparlar:
Birde: «Enzeli, hey Enzeli.»
İkide: «Han Ekberi.»
Üçte: «Horoz öttü: ü-ürü-üü!»
Dörtte: «Kalça ezerler.»
Beşte: «Tahta çıkarlar.»
(Bu sırada oyuncu «yatan» oyuncunun sırtına oturur ve sorar:
«Bineyim mi, ineyim mi?»)
Eğilen: «Bin!» ya da «İn!» der ve oyun sürer.
Altıda: «El, üst, baş değmesin.»
Yedide: «Tek elle atlarlar.»
Sekizde: «Kalpak koyarlar.»
Dokuzda ise herkes eğilenin sırtına biner, kim düşerse kulakları çekilir. Oyun sırasında bu sözlere uyamayan, «yatan»ın yerine geçer.
«HENDEĞE DÜŞME»
Yer ve malzeme: oyun alanı, spor salonu ya da koridor. Göz bağı ve tebeşir gerekir.
Hazırlık: alanın ortasına 3 ile 10 m arasında bir çizgi çekilir. Oyuncular iki eşit takıma ayrılır ve alanda yüz yüze sıraya dizilir. Her takım bir kaptan seçer ve oyuna kimin başlayacağı için kura çekilir.
